|
(6) Özel işaretlerle yön tayini usulü
a. Minare kapıları GÜNEY istikametindedir.
b. Müslüman mezar başları BATI istikametindedir.
c. Ağaçların yosunlu tarafı KUZEY istikametindedir.
ç. Karıncalar yuva yaparken çıkardığı toprağı yuvanın KUZEY istikametine yığar.
DOĞADA GÜVENLİK
Güvenli bir doğa yürüyüşü yapmak, aşağıda belirtilen ilkelere uyularak daha zevkli hale getirilebilir
1. Planlar, harita ve krokiler üzerinde not edilmeli, harita ve pusula kullanılması öğrenilmelidir.
2. Tamamen, olgunlaşmadan büyük etkinliklere katılmamalı, aşamalı olarak ilerlenmelidir.
3. Yeterli tecrübe kazanana kadar başkalarının rehberliğinde hareket edilmelidir.
4. En kötü koşullar ve olaylarla karşılaşılacakmış gibi malzeme ve önlem alınmalıdır.
5. Hazırlanmak için zaman ayrılmalı, düzenli hareket edilmeli, zaman boşa harcanmamalıdır.
6. Hava gözlenmeli, çok kısa zamanda değişeceği göz önüne alınmalı, geri dönmek için acele edilmemelidir.
7. Kaybolma olursa telaşa kapılmamalı, yer saptanıp sakince dönülmelidir.
8. Taş atılmamalı ve kaya yuvarlamaktan kaçınılmalıdır.
9. Giderken, yer, zaman, dönüş tarihi ilgili yerlere bildirilmeli, dönüşte de haber verilmelidir.
10.Gerektiğinde dönmesini bilmek ise önemli bir olgudur. Bu
tedbirler yer, zaman ve yürüyüş tipine göre çoğaltılabilir. Ancak,
etkinliği fazla kırtasiyeye boğmakta gereksizdir.
DOĞADAKİ BELLİ BAŞLI TEHLİKELER
1. Kişisel Hatalar
a) Fizik ve moral eksikliği.
b) Teknik ve deneyim eksikliği.
c) Antrenman eksikliği.
d) Kötü malzeme.
e) Düşme.
f) Hastalık
2. Doğanın Meydana Getirdiği Tehlikeler
a) Taş-kaya düşmesi.
b) Taş ve kar çığları.
c) Kar bloku.
d) Şimşekli fırtınalar, yıldırım düşmesi, heyelan ve diğer bu türdeki tehlikeler.
e) Sis
f) Soğuk
g) Karanlık
Tehlikeyi
sezmek, hazırlıklı olmak ve ona karşı tedbir almak risk faktörünü
azaltacaktır. Bu da kişisel ve örgütsel yardımı gerektirmektedir. Her
ne olursa olsun güvenlik ilkeleri ışığında hareket edilmeli, ilk yardım
ve kurtarma konularında temel olarak bilgi sahibi olunmalıdır.
KAMP ALANLARI
Orman
alanlarında kamp yapılabilmesi için o alanın herhangi bir statü ile
ilan ve tescil edilmiş olması zorunludur. Gerek 2873 sayılı Milli
Parklar Kanununun 3'üncü maddesi kapsamında ilan edilen; gerekse 6831
sayılı Orman Kanununun 25'inci Maddesi kapsamında belirlenen A ve B
Tipi Mesire yerlerinde, kamp yapılmasına izin verilmektedir.
Çadırlı kamp yapılabilen milli park ve tabiat parkları aşağıda belirtilmiştir.
- Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı
- Kabatepe Kamp Alanı (Çanakkale-Eceabat)
- Beydağları Sahil Milli Parkı, Göynük Kanyonu ve Kındıl Çeşme Kamp Alanları (Antalya-Kemer)
- Uludağ Milli Parkı - Sarıalan ve Çobankaya Kamp Alanları (Bursa)
- Yedigöller Milli Parkı (Bolu)
- Ölüdeniz-Kıdrak Tabiat Parkı -(Muğla-Fethiye)
Kamp yapmak için izinleri, Çevre ve Orman Bakanlığı müdürlüklerinden almanız gerekmektedir.
ÇEŞİTLİ
BİVAK YAPARKEN
Planlı
ve plansız bivak arasında çok fark vardır. Planlanmış bir bivak için,
bivak torbası, uyku tulumu, mat, fazladan yiyecek ve içecek, ocak,
yemek takımı gibi dağcılık ve kamp malzemelerine gereksinim
duyulmaktadır. Acil bir durumda iseniz yanınızdakilerle yetinmek
zorundasınız.
Acil bir durumda taşınacak malzeme, yürüyüş türüne, mevsime ve grubun
durumuna göre ayarlanır. Deneyimsiz bir grubun liderinin görevi,
güvenliği sağlamak açısında deneyimli bir grubun liderinden daha
zordur. Bivak yapmak, bazen önceden düşünülmemiş olabilir. Olumsuz
durumlarla karşılaşmamak için yanımıza şu malzemelerin bulunmasında
yarar vardır; Bivak torbası, başlık, eldiven, uzun konçlu çoraplar,
altımıza sermek için bir bez yada mat, alt üst rüzgarlık, yiyecek ve
içecekler.
Eğer bivak yaptığınız yer sadece oturmaya uygunsa, lokal donma riskini
azaltmak için sürekli pozisyonunuzu değiştirin. (Böylece vücudunuzun
farklı bölgelerindeki kan dolaşımını kısıtlamamış olursunuz.)
Bacaklarınız eğer aşağıya doğru sarkıyorlarsa bir askı ile bacaklarınızı destekleyin.
Eğer lokal donma ve/veya hipotermia riski yoksa uyumaya çalışın.
Lokal donma ve/veya hipotermia riski varsa ne olursa olsun uyumayın. Bacaklara, ayaklara ve ayak parmaklarına masaj yapın.
Bivak torbasının içindeyken mum veya Esbit ocağı gibi bir şey yakarken
torbayı yakmamaya ve içeride hava dolaşımı olmasına dikkat edin.
Sıvı kaybınızı karşılamak ve böylece lokal donma ve hipotermia
riskinizi azaltmak için mutlaka sıvı alın. Elektrolitli içecekler
özellikle daha sonraki performansınıza da olumlu etkide bulunacaklardır.
Eğer varsa kuru iç çamaşırı ve çoraplar giyin.
Eğer bivak torbanız nefes alamayan bir kumaştan yapılmışsa içerideki su
buharının dışarı çıkabilmesi için mutlaka bivak torbasını havalandırın.
Buna rağmen içerideki eşyalarınız nemleneceğinden bazı eşyaları
çantanızın içinde koruyun.
Eğer bivak torbanız nefes alamayan bir kumaştan yapılmışsa mümkün
olduğunca dış kumaşı su geçirmez bir malzemeden yapılmamış tüy dolgulu
malzemeler kullanmayın.
Mümkünse ıslak giysilerinizi tulumun içine alarak ya da kuru giysilerinizin üzerine giyerek kurutmaya çalışın.
Eğer çok nemli değillerse meslerinizi çıkarmayın fakat ayağınızdaki kan
dolaşımını sağlamak için mutlaka bağcıklarını gevşetin. Bazı ekstrem
durumlarda bivak torbasına ayakkabılarınızla girmeniz gerekebilir. Bu
durumlarda da ayakkabılarınızın bağcıklarını gevşetmeyi unutmayın.
Partnerinizin durumunu ara sıra kontrol edin. Neşelenmeye çalışın.
Unutmayın günün en soğuk zamanı gün doğumunun hemen öncesidir.
Eğer her hangi bir şekilde düşme riskiniz varsa emniyet kolonunuzla emniyete girin.
Hava koşullarının ne kadar kötü olma şansı varsa kendinizi daha rahat
bir bivak yeri hazırlamaya o kadar zorlamalısınız. Böylece hem zaman
daha çabuk geçecektir hem de hareket sizi ısıtacaktır.
ÇADIRINIZ YOKSA NE YAPMALISINIZ ?
Doğa
etkinlikerinde çadır her zaman bulunmalıdır. Ancak bir terslik
olduğunda yada çadır alınmadığında baraka, mağara, sığınak, mevsim kış
ise kar mağarası ve kar kulübesi gibi yerlerde kamp kurulabilir.
Bunların hepsi geçici çözümlerdir ve zor durumlarda yapılmalıdır.
EĞER KAYBOLURSANIZ !
Dur
Eğer
durumunuz sizi huzursuz ediyorsa hemen durun ve daha fazla ilerlemeyin.
Tabi paniklememelisiniz de. Genç ve tecrübesiz kişilere kaybolduklarını
hissettiklerinde durmaları gerektiği öğretilmelidir. Özellikle
yurtdışında çocuklar için kullanılan "Bir ağaca sarıl" deyimi oldukça
faydalı bir tavsiyedir. Bu kural, bulunduğunuz yer potansiyel
tehlikelere açıksa (çığ, sel, heyelan, yıldırım) ya da grubunuzdan
birinin tıbbi yardıma ihtiyacı varsa değişir. Çoğu zaman 10`a kadar
saymak ve bir miktar sıvı ve yiyecek almak bakış açınızı tazeler ve
durumunuzu daha iyi değerlendirebilmenizi sağlar.
Düşün
En
son ne zaman ve nerede tam olarak nerede olduğunuzu biliyordunuz? O
noktaya geri dönebilir misiniz? Etrafta yol ya da patika gibi nerede
olduğunuz belirleyebilecek noktalar var mı? Eğer nerede olduğunuzu
bildiğiniz noktaya geri dönebiliyorsanız o noktaya dönün ve
seçeneklerinizi tekrar değerlendirin.
Gözlemle
Tüm
algılarınızı alarma geçirin. Bulunduğunuz noktaya gelirken geçtiğiniz
belirgin doğa şekillerini hatırlamaya çalışın. Bunları nerede olduğunu
bildiğiniz son noktaya geri dönmek için kullanabilir misiniz? Eğer
yapabiliyorsanız o noktaya dönün. O noktadan yolunuzu tekrar
çıkarabiliyorsanız devam edin. Yapamıyorsanız durun. Bir arama ekibi
sizi aramak için harekete geçtiğinde sizi ilk arayacakları yer
planladığınız rota olacaktır. Bu rotadan ne kadar uzaklaşırsanız
bulunmanız o kadar zor olur. Etrafınızda işinize yarayabilecek şeyler
ya da sakınmanız gereken potansiyel tehlikeler var mı? Hava ne zaman
kararacak ve hava nasıl? Eğer rotanız ile ilgili kimseye haber
bırakmadıysanız seçeneklerinizi tekrar
değerlendirin. Uzun da olsa hangi yöne doğru ilerlerseniz kesinlikle
tanıyacağınız bir noktaya çıkarsınız? Yakınlarınızda yönünü bildiğiniz
bir köy, yol ya de akarsu var mı?
Planla
Başkalarıyla
beraberseniz ortak bir plan yapın. Yaptığınız plan mantıklı gözüküyorsa
uygulamaya geçin. Yaptığınız planı uygularken koşullar değişirse (örn.
ani bir sağanak yağmur) durun ve durumunuzu tekrar değerlendirin.
Eğer
ana yol gibi belirgin bir şeye yakın olduğunuzu ve hangi yönde olduğunu
tam olarak biliyorsanız kalan gün ışığını da değerlendirerek o noktaya
doğru gidebilirsiniz.
OCAKLAR
ESPİT OCAKLARI :
Adını ocağa veren dumansız olarak yanan küçük tabletlerdir. Görünüşte
basit sisteme sahip bu ocakta bu tabletler yandığında yüksek derecede
ısı verirler. Kapalı bir mekanda yakıldığında nemle birleşip
oluşturduğu ağır koku yüzünden pek tercih edilmezler. Tabletleri bulmak
güç olduğu gibi kışın kullanmak için gerektiğinden fazla espit
(hexamine) tabletlerine ihtiyaç vardır. Gereksiz yere ağırlık taşımak
zorunda kalırız. Ancak birazda ısınmak için kullanılırlar. Dışarıda
yakıldığında rüzgardan korunaklı bir yerde kullanmak gerekir çünkü
rüzgar ısı kaybını dolayısıyla yakıt tüketimini 2-3 kat artırır. Bu
bütün ocaklar için geçerli olaydır.
BÜTAN GAZ:
Sıkıştırılmış sıvı bütan gaz yakan bu ocakların çalıştırılmaları çok
basittir. Ancak düşük basınçlarda deposundaki gazın ısı kuvveti düşer.
Kartujlar halinde olan tüpleri ana gövdedeki özel iğne vasıtasıyla
delinerek aynı evlerimizdeki tüp gazlar gibi çalışır. Bu kartujun yanma
süresi ortalama 3 saattir bu kış kamplarında ve yüksek irtifada daha da
azalıyor. Bütan gaz ocaklarının temiz ve sorunsuz olmaları bir avantaj
olmasına karşın, uzun süreli faaliyetlerde çok sayıda yedek tüp
kartujuna ihtiyaç duyulması da dezavantajdır. Kartuşun daha uzun
yanmasını istiyorsak ya kılıflar içi de yada çoraplar içinde
taşımalıyız. Depo ne kadar sıcak tutulursa içindeki gazın o kadar çok
yandığı görülür.
ALKOL (İspirto) OCAKLARI:
Bir çok dağcı tarafından kullanılan ispirto ocağı (trangia) ispirto ve
alkolle yanabilir. Özel bir yemek seti içinde gizlenen bu ocakta 2
küçük tava, tencere, kapak ve asıl ocağın olduğu özel muhafaza yeri
vardır. Ucuz taklitlerini bulmak veya yapmak kolaydır. Çok kısa sürede
yüksek ısı üreten bu ocağın tek handikapı yanma süresinin kısalığıdır.
Kullanılan yakıtın oranı çadır dolu dağcı sayısının artmasıyla artar.
Çadır içinde devrildiğinde yayılan ateşin çadırı yakma olasılığı çok
yüksektir. Benzinli ocaklar ile karşılaştırıldığında artısı ve eksisi
daha net görülür.
1,2 lt Hazır Su İçin
İspirto ocağı ® 15 dak ® 80 gram yakıt ile
Benzinli ocak ® 4 dak ® 14 gram yakıt harcayarak kaynatır.
İspirto ocağı daha çok yakıt ve zaman harcayarak kaynattığı suya benzinli ocak daha az yakıtla ve zamanda kaynatır.
BENZİN OCAKLARI:
Yüksek irtifada ve çok soğukta en güvenilir ve en iyi enerji veren
ocaklar benzinli ocaklardır. Ayrıca yakıt temini yönünden de Türkiye
şartlarında en kolay bulunabilen yakıt benzindir. Kullandığımız ocağı
çok iyi tanımalıyız. Kullandığımız ocak çok basit ve çok güçlü
olmalıdır. Dağ şartlarında temizlemek gerektiğinde en kısa sürede
tekrar en iyi randımanı verecek niteliğe sahip olmalıdır. Kullandığımız
ocak ya bizim kontrolümüz altında rahatımız için güvenle çalışır yada
kamp boyunca yanımızda bomba varmış gibi iğne üstünde dururuz. Yeni
aldığımız ocağı dağa götürmeden önce bilen birisiyle mutlaka şehirde
kullanmalı, nasıl sökülüp temizlendiğini öğrenmeliyiz.
Kampta iki kişiye bir ocak yeterlidir. Ancak ocağın bozulup ta tamir
edilememesi durumu büyük sıkıntılar doğuracağından birde yedek ocak
almakta fayda vardır. Yüksek irtifada ve hava soğuksa oksijen azlığı ve
ısı kaybı sebebiyle kardan su hazırlanması ve suyun ısıtılması çok
zaman alır. Kış tırmanışlarında adam başına düşen günde 0,5 lt bezin
yeterlidir. Hava şartları yukarıda anlatıldığı nedenlerle yakıt
harcamasını arttır. Yakıtın biraz daha fazla olması bizim rahatımız
açısından avantajlıdır. Yedek benzinlerde yedek MSR depolarında
taşınmalıdır. Diğer depolardan daha güvenilirdir. Yakıt kokusunu dışarı
vermezler, basınca ve ısıya karşı dayanıklıdırlar.
0 m su 100 oC kaynar 1 dakikada pişirirken,
300 m su 90 oC kaynar 3.8 dakikada pişirirken,
700 m su 80 oC kaynar 13.0 dakikada pişirir.
Bundan dolayı dağcı yükseldikçe harcayacağı yakıt miktarı artar.
Tırmanış stilimize ve bütçemize en uygun ocağı seçmek bizim
elimizdedir. Nasılsa bölgelerin depolarından veya federasyondan her
istediğimiz malzeme veriliyor diye şahsi malzeme almak saçmalıktır.
Özellikle malzemelerini ortak kullanan gruplarda malzemenin temiz
bırakılmama sorunu çoktur. Bu en çok ocaklarda olur. Ya temiz
bırakılmaz yada bir malzeme kaybolur.
Hiç haber vermeden o malzeme depoya bırakılır. Daha sonraki kamplarda
bir başka kişi çalışıyor diye denemeden, kontrol etmeden malzemeyi
direkt dağa götürür. Eğer yardım etmeden ocağı tamir ederse şanslıdır.
Yeni aldığımız daha önce kullanmadıysak mutlaka kullanma kılavuzuna
uygun hareket etmeliyiz. O malzemenin en iyi randıman vermesi için
gereken her şey orada yazar.
OCAKLARIN KULLANIMI
Her
ocağın alındıktan sonra en uygun kullanımı için kullanma kılavuzunu
okumanız en doğrusudur. Bakımının yapılması konusunda ,da bu
kılavuzlarda detaylı bilgi bulabilirsiniz. Genel olarak farklı
ocakların kullanımları ile ilgili açıklamalar aşağıda anlatılmaya
çalışılmıştır.
Ocak Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Sıvı
yakıtlar ve bunların buharları tehlikelidir. Ocaklara yakıt doldururken
ocağın sıcak olmadığından ve etrafta açık alev olmadığından emin olun.
Ayrıca pompalı ocaklarda yakıt tankı içindeki basıncı ocak soğuduktan
sonra boşaltmanız faydalıdır.
Çoğu çadır ve uyku tulumları yanıcıdır ve tehlike anında bunların
içinden hızlı bir şekilde çıkmak çok zordur. Ocaklardan kaynaklanan
kazalar az olsa da bu kazaların sonuçları çok ciddidir. Ocakları
kullanmadan önce mutlaka kullanma talimatını okuyunuz ve dağda
kullanmadan önce mutlaka açık havada kullanıp nasıl çalıştığını
öğreniniz. Eğer ocak kullanımına yabancıysanız ocağı çadırın içinde
kesinlikle kullanmayınız. Ocakları çadırın içinde kullanmak tavsiye
edilmese de bazı durumlarda bu kaçınılmazdır. Ocağı çadırın içinde
kullanmanız şartsa bile yakma işlemini mutlaka çadırın dışında
yapmalısınız. Çadırda kullanmak için gaz ve alkol ocakları benzin
ocaklarına göre daha uygundur. Bu yüzden kış faaliyetlerine bir
benzinli, birde alkol ya da gaz ocağı götürülebilir. Tüm ocaklar
oksijen kullanır ve bu yüzden tamamen kapalı yerlerde
kullanılmamalıdırlar. Ocaktan sağlanan ısının daha verimli kullanılması
için ısıtılan kabın kapağı mutlaka kapanmalıdır. Ayrıca rüzgar da
ocakların verimini azaltan faktörlerden biridir. Alkol ocakları
dışındaki ocakları rüzgardan korumak gerekir. Bunun için sert bir
alüminyum folyo kullanılabilir.
Ocaklar Hakkında Genel Bilgiler
Ocakların
performansları genelde 10°C'deki bir litre suyu aynı hava sıcaklığında
kaç dakikada kaynattıklarına bakılarak karşılaştırılır. Benzin
ocaklarında bu süre 4 ile 7 dakika arasında değişir. Alkol ve Camping
Gaz ocaklarında ise bu süre 15 dakika civarındadır. Propan
karıştırılmış bütan ocaklarında ise bu süre 5 ile 9 dakika arasında
değişmektedir. 2 - 3 dakikalık farkların çok önemli olmadığı
düşünülebilir fakat soğuk bir havada, yüksek irtifada su yapmak için
kar erittiğimizi düşünürsek bu fark daha açıklık kazanacaktır.
Bildiğiniz gibi yükseklik arttıkça kaynama derecesi düşer bu da
yemeklerin pişme süresini arttırır. Aşağıdaki tabloda deniz seviyesinde
bir dakikada pişen bir şeyin çeşitli yüksekliklerde ne kadar zamanda
piştiği gösterilmiştir.
ENERJİ KORUNUMU
Soğuk maddelerle temas yolu
Rüzgar ile (konveksiyon),
Terleme - soluma yolu
Vücudun açıkta kalan yerlerinden ışıma ile.
Bu yollarla enerji kaybını önlemek için en iyi çözüm uygun giyinmektir.
Soğuk maddelere çıplak elle temas edilmemelidir. Özellikle soğuk
havalarda vücudumuzda açık bölgelerin mümkün olduğunca az olmasını
sağlarız.
Terleme yoluyla ısı kaybetmemek için ısıyı koruyabilen fakat bu
işlevine karşılık olabildiğince ince olan giyim malzemelerini kat kat
giyiniriz. Terlemeye başladığımızda üzerimizden bir kat çıkarır,
üşüdüğümüzde ise bir kat giyiniriz.( bu malzeme listesinde de
belirtilmiştir.)Bu nedenle yürüyüş sırasında giyinmek ve soyunmaktan
üşenmemeli. Bizim en önemli amacımız terlemek olduğuna göre çıkışa
üşüyerek başlamalıyız. Sonra ısındığınızı göreceksiniz. Molalarda
üzerinize hemen bir şey alın ki eğer teriniz var ise soğumasın.
Tüm bunlar ısı kayıplarını önleme yanında hazırlanan sıcak sıvıların
alımı, yitirilmiş bu enerjiyi telafi edecektir. Dağda günlük ihtiyaç
1.5 litreden 4 - 4.5 litreye kadar fırlayabilir. O halde bizim
görevimiz bol bol sıcak sıvı almaktır. Dikkat edilmesi gereken, alınan
sıvı çok sıcak olduğunda vücut onu kullanılabilir bir sıcaklığa
indirmek için ayrıca bir enerji harcamaktadır. Alınan çok soğuk sıvı da
vücut içi denge gereği hemen böbreklerden dışarı atılır yani vücut
tarafından kullanılamaz. Bu durumda içeceğimiz sıvının sıcaklığı 50-60
derece civarı olmalıdır.
Bu tür sıvılar besleyici de olmalıdırlar ve yürüyüş sırasında
bulundurulması da iyi olur. Tuluma girmeden önce iki bardak sıcak sıvı
gece üşümemizi engelleyecektir. Nedeni ise almış olduğumuz enerjinin
tulumumuzu ısı yolu ile ısıtmasıdır.
Yatmadan önce tuvalet ihtiyacı mutlaka giderilmelidir. Çünkü kasılan
kaslar da oldukça ciddi enerji kaybına yol açmaktadır. Ayrıca vücut
sidik torbasını ısıtmak için enerji harcar,ve bu harcanan enerji bizim
ısı kaybetmemizi sağlar.( Çişi gelen bir kimsenin üşümesinin sebebi
budur.) .Gece uyurken de bu ihtiyaçlarınızı mutlaka giderin!!. En iyi
uyku tulumu bile yakıtsız çalışmaz. Siz tulumun içinde kendinizi
ısıttığınıza göre yakıt yemek olmaktadır. Akşam yatmadan önce iyi bir
ziyafet çekin.
10+ HAYATİ MALZEME
10+
hayati malzeme doğada içinizin daha huzurlu olabilmesiyle ilgilidir.
Doğada yaptığınız aktivitelerin çoğunda bu malzemelere ihtiyaç
duymazsınız. Fakat beklenmedik bir şey olduğunda bu malzemelerin
yanınızda olması çok faydalı olacak ve bu malzemeler belki de
hayatınızı kurtaracaktır. Kısa aktivitelerde bile her doğa severin
yanında bulundurması gereken temel malzemeler aşağıdadır.
1. Harita (tercihen su geçirmez bir kılıf içinde)
2. Pusula (mümkünse ek olarak bir adet GPS)
3. Ekstra giyecek
4. Ekstra yiyecek ve su
5. İlk yardım çantası
6. Kafa feneri ya da fener (yedek pilleriyle)
7. Kibrit (su geçirmez bir kutuda)
8. Ateş başlatıcı (kibriti destekleyici)
9. Bıçak (ya da çok amaçlı çakı)
10. Güneş gözlüğü
11. Güneş kremi
12. Su filtresi (ya da suyu dezenfekte etmek için başka bir yöntem)
13. Düdük
14. Bivak torbası ya da space blanket
YABANİ HAYVANLAR
AYILAR
Türkiye'
de çoğunlukla Kahverengi Ayılar bulunmaktadır ve en çok bulunan yer
Uludağ / Bursa' dır. Ormanlık, dağlık, stepleri ve açık alanları
severler. Dağlarda da yüksek rakımları tercih ederler. Sadece Trakya
bölgesinde görülmezler.
1.5 m .den 3 m .ye kadar boylara kadar ulaşırlar. Haziran ve Temmuz
aylarında çiftleşirler 9 aya yakın hamilelik süreleri vardır. Sebze,
meyve, bal ve balık başlıca gıdalarıdır.
Meraklı hayvanlardır. Zekidirler. Asla gereksiz yere hiçbir canlıya
saldırmazlar. Özellikle İnsanlardan genelde uzak dururlar. Yavrularını
ve yuvasını korumak için savunma maksatlı saldırırlar. Aç bile olsalar
kolay kolay insanlara saldırmazlar. Yeter ki bölgesinden uzak durulsun
ya da kendisinin uzaklaşmasına fırsat verilsin. Bu sebepten beklenmedik
durumlardan, habersiz yaklaşmalardan, sinsi hareketlerden hoşlanmazlar.
Ayıların bulunduğu bir bölgede iseniz kesinlikle varlığınızı belli
edin. Grup olarak ve sesli hareket edin. Sık çalıklar arasında seyahat
etmekten de kaçının, çünkü bir anda karşınıza çıkabilirler. Kısacası
sesinizle, görüntünüzle ve kokunuzla varlığınızı bilmeli. İnsanlar gibi
yol ve patikaları kullandığı için aynı yol ve patikaları kullanmamaya,
bölgelerinde kamp kurmamaya dikkat edin.
Eski bir deyişe göre; '' Ormanda çamın bir iğne yaprağı düştüğünde bunu
bir kuş görür, bir geyik duyar ve bir ayı koklar '' yani ayılar en iyi
koku almada iyidirler. Yuvasını ve yavrularını tüm gücüyle ve
acımasızca korurlar. Bu nedenle bir ayıya ve bölgesine yaklaşmamaya
gayret edin. Kendi bölgesi dışında karşılaşırsanız, onu görmemiş gibi
davranın ve oradan uzaklaşın. Zaten o da oradan uzaklaşacaktır.
Koşmayın, arkanızı dönün ve uzaklaşın. Çok hızlıdırlar ve asla
kaçamazsınız.
İlk hareketi genellikle ayağa kalkıp, havayı koklamak ve kulaklarını
size dikmesi olur. Bu sizi tanımaya çalışmak istemesidir. Hatta size
yaklaşıp sizi koklamaya bile kalkabilir. Onunla konuşun, tehlike
görmezse sizden uzaklaşacaktır. Sizde geri dönün ve yürüyün. Yok eğer
diş gösterip, kulaklarını geriye atmışsa, kızmıştır ve büyük ihtimal
size gövde gösterip, saldıracaktır. Dikkatlice uzaklaşın ve saldırması
kesinleştiğinde yanınızda bulunan bir eşyayı ona bırakıp, en yakın
ağaca tırmanın ve gitmesini bekleyin. Isırmak yerine pençe atarlar bu
da daha az yaralayıcı olacaktır. Siyah Ayılar ağacı yıkmaya, sallamaya,
hatta tırmanmaya çalışacaklarından ağaç siyah ayılar için çare
olmamaktadır.
Bir Ayı İle Karşılaşırsanız:
*** Varlığınızı gösterin. Sizi bilsin.
*** Bölgeden sakin bir şekilde uzaklaşmaya başlayın ve onu kışkırtmayın.
*** Uzaklaşmasını sağlayın ve asla savunmaya veya saldırıya geçmeyin.
*** Yaklaşırsa onunla konuşmaya çalışın. Ayağa kalkması merak işaretidir.
*** Peşinizden gelirse durun ve yere oturun. Nasıl olsa kaçamazsınız.
*** Korkmadığınızı hissettirin, her şeye rağmen saldırgan tutum
takınırsa ve saldırganca üzerinize yürürse gerekirse ona bağırın ve
sizde saldırganlaşın.
*** Size ilk etapta hafifçe vuracaktır, hemen yere düşün ve ölü taklidi
yapın. Cenin pozisyonu alın. Hareket etmeyin ve gitmesini bekleyin,
yoksa oradan ayrılmayacaktır.
*** İlk saldırı maksatlı pençe darbesi hafif yaralar, genellikle öldürücü davranmazlar.
*** Saldırısı kesilmezse siz daha saldırgan olun ve savaşın.
*** Geceleyin saldırırsa yapacağınız tek şey kaçıp kurtulmaktır. Ya da
savaşmaktır. Siz onun için ya bir avsınız, ya da ailesi için bir
tehdit.
Yiyeceklerinizi açıkta tutmayın ve kamp yapıyorsanız çadırınızda bulundurmayın.
KÖPEKLER
Ayılarda
olduğu gibi davranılır. Yalnız onlar daha çevik ve daha inatçıdırlar.
Aç bir vahşi köpek tam olarak saldırgandır ve istisnasız kurtuluş yoksa
onu bertaraf etmeye, taşla sopayla kaçırmaya, gerekirse öldürmeye
çalışmak gerekir.
Köpekle karşılaşmada bilinen ve oldukça etkili olan ilk yöntem,
köpekten korktuğunuzu belli etmemeniz ve kaçmamanız. Köpek bunu fark
edecek ve duraksama eğilimi gösterecektir. Yanınızda götüreceğiniz
köpek bisküvileri işe yarayacaktır. Ama bu sefer sizi bırakmamak gibi
bir durum söz konusu olabilir. En etkili çözüm uzun menzilli biber gazı
spreyleridir. Yanınıza alacağınız çocukların kullandığı torpiller de
işe yarar, korkup kaçarlar. Ama yangın tehlikesine dikkat edin.
DOMUZLAR
50
Kg .dan 300 Kg .a kadar ağırlıkta ve 180 c.ye kadar boyda
bulunabilmektedirler. Derileri oldukça kalın ve yağlıdır. Tüyleri
serttir. Fırça yapımında da kullanılmaktadır.
Yaban domuzu hemen hemen her yerde bulunmasına karşın, daha çok
fundalık, nemli orman ve sık çalılıklarda görülür. Sıcağa karşı
dayanıksızdırlar. Güneş çarpmasından da etkilenirler. Bu da yazın
onlarla karşılaşma ihtimalimizi ortadan kaldırmaktadır. Ancak çok soğuk
kış şartlarında çok uzun mesafeler gidebildikleri bir gerçektir. Koku
alma duyuları çok gelişmiştir. Havayı koklayarak tehlikeyi
sezebilirler. Et ve ot her şeyi yerler. Erkek yaban domuzlarının
dişleri bıçak kadar keskindir, dişlerini sürekli bilinçli
keskinleştirme özellikleri vardır. Dişleri mikrop taşıdığı için
açtıkları yaralar da azar. Domuzların en sık görüldükleri saatler sabah
çok erken ve gece saatleridir.
Domuzların en kızgın dönemleri çiftleşme zamanlarıdır. Özellikle
erkekleri son derece saldırgandır. Çiftleşme, hamilelik ve yavruların
sütten kesilme süreleri boyunca erkek ve dişi çok tehlikelidirler.
Erkeklerine Azılı, dişerine Skrofa, yavrularına Potnak derler.
Bir domuzla karşılaşıldığında ne yapmalıdır?
*** Yaralı domuzla karşılaştığınızda en yakın ağaca çıkmaya çalışın.
*** Çok seri ve çeviktir dikkatli olun. Grup olarak kalın.
*** Köpek gibi ısırma özelliği vardır dikkatli olun.
*** Taş atmak veya başka şekilde kaçırmak mümkün değildir.
*** Dolaştığınız yerlerde taze ayak izlerine rastlarsanız oradan uzaklaşın. Ayılar bile yaklaşmaz.
Ayılarda olduğu gibi gürültülü davranışlarda bulunun.
YILANLAR
Türkiye' de bulunan yılanların hemen hemen hepsi Engerek türüdür.
Ülkemizde Boynuzlu Engerek, Kara Engerek, Koca Engerek, Küçük Engerek ve Şeritli Engerek olmak üzere 5 tür bulunur.
Boynuzlu Engerek ( vipera ammodytes )
Boynuzlu Engerek , Marmara, Ege ve Akdeniz bölgeleriyle Anadolu' nun
kuzey kesimlerine yayılmıştır. Genellikle çalılık ve taşlık bölgelerde
bulunan Engerekler, çalılara ve alçak boylu ağaçlara tırmanabilirler.
Uzunluğu 50 - 60 cm.dir. Erkekleri 90 cm . boya erişebilir. Burnunun
ucunda kalkık bir çıkıntı bulunur.
Kara Engerek , Türkiye' nin yalnızca Doğu Karadeniz bölgesinde bulunur.
Koca Engerek , Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Adana yöresinde
yaşar. Ovalarda, ormansız ve taşlık dağ eteklerinde barınır. Türkiye'
de yaşayan en iri ve kalın türdür.
Küçük Engerek , Türkiye'nin kuzeydoğu kesimlerinde ve Antalya yöresinde
bulunur. Terkedilmiş yapılarda, tarlalarda ve bahçe aralarında
rastlanır. Uzunluğu 40 - 50 cm.dir. Soluk kahverengi, sarımsı ya da
zeytin yeşili sırtında boğumlu ve keskin kenarlı esmer kahverengi bir
bant bulunur.
Şeritli Engerek , Marmara, Ege, Akdeniz, İç ve Güney Anadolu olarak
oldukça geniş bölge yayılımı olan bu tür, genel olarak dağlık
bölgelerin ormansız ve taşlık kesimlerinde bulunur.
Engereğin ısırdığı yerde aralarının açıklığı 1 cm . olan iki diş izi bulunur.
Engerek ısırdığında ani ve şiddetli bir ağrıya, sokma yerinin şişmesine
yol açar. Daha sonra gözbebekleri genişler, sokma yerinde kanamalar
görülür. Sırasıyla bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, kalp
atımlarında ve solunumda hızlanma ortaya çıkar.
Hastanın genel durumu o ana kadar vücuda karışan vücuda karışan zehir miktarına bağlıdır.
Yılana Karşı Alınacak Önlemler:
1- Bulunduğu bilinen bölgelerde çizme ya da postal gibi uzun konçlu botlar giyilmelidir. Asla şortla dolaşmamalıdır.
2- İlerlerken önümüzde olan uzun çalılık ve otlar baton veya bir sopa yardımı ile aralanarak ilerlemelidir.
3- Yoğun bulundukları bölgelerde araç park ederken kapı ve pencereleri kısa süreli de olsa açık bırakılmamalıdır.
4- Yoğun bulundukları bölgelerde kamp kurmamalı kurulmuşsa bile
çadırlar açık bırakılmamalı, açıkta yatılmamalıdır. Kampı kurarken de
çadırlar kayalık, taş yığınlarına ve çalılık yakınlarına
kurulmamalıdır.
5- Genellikle gece avlanmaya çıkacaklarından ateş için çalı çırpı toplamaya akşam saatlerinde çıkılmamalıdır.
6- Trekkinglerde dinlenme molalarında taş diplerine, çalı üstlerine ve
yanlarına, kayalık aralarına oturmamalı, oturup kalkarken de dikkat
etmelidir. Çantalarınızı kısa süre de olsa açık bırakılmamalı ve her
zaman önünüzde tutmalı |