• Canlı Destek

    LiveZilla Live Help

  • Alışveriş Sepeti

    Alışveriş sepetinizde
    ürün bulunmamaktadır.

  • odakoutdoor







  • Kullanıcı Menusu
    Kullanıcı Adı :  
    Şifre :  
       Beni Hatırla  
         
    [ Yeni Üyelik ] - [ Şifremi Unuttum ]
  • Sayfalar
    Kargo ve Teslimat
    Üyelik
    Nasıl Üye Girişi Yaparım
    Sipariş Öncesi
    Garanti
    Sipariş Takibi
    Ödemeler
    İade ve İptal
    Arıza
    Dinamik İp Özellikleri
    Cressi Sub Ölçülendirme Tablosu
    Satış Sözleşmesi
  • Döviz Kurları
    EURO :1,93 TL
    USD :1,51 TL
    Son Güncelleme
    2010-09-09 14:41:43
  • Haber Listesi
    Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.
    Adınız :  
    Emailiniz :  
         
  • Faydalı Bilgiler

    İlk Yardım
    Faydalı Bilgiler
    Yürüyüş
    Yiyecekler
    Giyim
    Sırt Çantası
    Çadır

    Uyku Tulumu
    Dağcılık
    Kampçılık
    Gore-Tex Nedir?

  • Buff
  • Trabzon 2011

  • odakCAMP Outdoor Okulu
Dağcılık
DAĞCILIK
Dağcılık, dağlarda yürüyüş ve kamp kurmanın yanı sıra tırmanma sporunu da kapsayan bir doğa sporudur.

18.-19. yüzyılda Avrupalı (İngiliz ve Fransızlar başta olmak üzere) zenginlerin boş zamanlarını değerlendirme ve hayatlarının rutinlerini yeni maceralarla süsleme arayışı neticisinde bir spor sayılmaya başlanan dağcılık, 20.yüzyılın başında diğer ulusların da ilgisini çekmeyi başarmıştır. Uluslararası bir spor haline gelmesi ise, 1931 yılında, merkezi Cenevre'de olan Uluslararası Dağcılar Birliği(UIAA)'nin kurulmasıyla mümkün olmuştur. İzleyen yıllarda, belirli teknik ve emniyet yöntemlerinin geliştirilmesine paralel olarak kendine özgü disiplini ve ilkeleri olan bir spor haline dönüşen dağcılık, birçok doğa sporunun da önünü açmıştır.
DAĞCILIK STİLLERİ
Alpin Stil :
Zirveye çıkma amaçlı kullanılan bir stildir.
Doğa Yürüyüşü (Hiking):
Sabah başlayıp akşam bitirilen günü birlik dağ yürüyüşüdür.
Kamplı Etkinlik ( Trekking):
Kamp kurularak yapılan dağ yürüyüşleridir.
Expedition :
Uzun süreli ve çok amaçlı (zirve tırmanışları, araştırma gezileri ve tırmanışları gibi etkinlikleri kapsayan) etkinliklerdir.
Ferrata :
Kayaya sabitlenmiş metal merdivenleri kullanarak tırmanma stilidir.
Sportif Tırmanış ( Sport Climbing ) :
Genellikle kaya üzerinde ya da yapay duvarlarda kullanılan tırmanma stilidir. Kendi içinde dört ana kısma ayrılır.
Bouldering :
Yerden fazla yükselmeden, kaya tırmanma tekniklerini kullanarak yapılan antrenmandır.
Kaya Tırmanışı :
Kaya üzerinde, kaya tırmanış tekniklerini ve emniyet malzemelerini kullanarak bir ip boyuna (50 m) kadar tırmanmadır.
Uzun Duvar Tırmanışı :
Kaya tırmanma tekniklerini ve emniyet malzemelerini kullanarak bir ip boyundan daha yüksek olan kaya üzerinde yapılan tırmanış şeklidir.
Yapay Duvar Tırmanışı :
Genellikle kapalı alanlarda (bazen açık havada) kimyasal malzemeler kullanılarak yapılan sabit veya ayarlanabilen duvar sistemlerine (genellikle yarışmalara yönelik olarak yapılmış farklı boyutlarda duvarlara) tırmanma etkinliğidir. Yapay duvarlar, farklı biçimlerde ve aralıklarda basamak ve tutamakları içerir.

Yapay duvar tırmanışlarında, duvara dagcılıkta kullanılan teknik malzemelerin yerleştirilmediği "top rope" (üstten emniyetli ip) tekniği de kullanılmaktadır.
BATONLAR VE DAĞCILIKTA KULLANIMLARININ ÖNEMİ
Tarih öncesi çağlardan bu yana insanoğlu yürürken yardımcı olarak çoğu kez bir asa veya bastondan yararlanmıştır. Dağcılık ve doğa sporları alanındaki gelişmeler de bizleri bu gün benzer fakat daha modern bir yaklaşıma yönlendirmiştir. Kayak sporunun vazgeçilmez malzemesi olan, uzunluğu sabit kayak batonlarından geliştirilmiş olan bu malzeme, bugün hemen her yürüyüşçü ve dağcının elinde görülebilir.

Günümüzde, tur kayağının yanısıra, trekking amaçlı yürüyüşler için de üretilmiş, boyları gerektiğinde uzatılıp kısaltılarak ayarlanabilen bu batonlar "teleskobik baton" diye adlandırılırlar. İçiçe geçebilen iki veya üç parçadan oluşurlar. Hafif aluminyum alaşımlardan üretilen teleskobik batonlar, içiçe geçen kısımların içinde sıkışan yivler sayesinde sıkıştırılabilirler. Batonların alt uçlarına ise, genellikle, çok sert bir metal olan tungsten bir pim yerleştirilmiştir. Batonun uç kısmı kırıldığında değiştirilebilmesi amacıyla çoğunlukla sert plastikten yapılmıştır. Bazı durumlarda uçtaki metal pim kısmı kırılıp gitse de plastik uçla devam edilebilir ve batonun ana gövdesi zarar görmeden bu parça daha sonra değiştirilir.

Ağır bir sırt çantası ile dik bir yamaçtan çıkmak veya inmek, oldukça fazla güç sarfettiren ve bacakları zorlayan bir aktivitedir. İşte teleskobik batonlar burada dağcının en önemli yardımcılarıdır. Ortalama bir değer vermek gerekirse; 70 kilogram ağırlığındaki bir dağcı ve çantasının toplam ağırlığı 100 kilograma yaklaşacaktır. Yamaçtaki her denge kaybı, sallanma, düşme ve bunun gibi dengesiz her harekette bacaklarınız 100 kilogram yükü dengelemeye çalışacaktır. Bir çift batonun varlığında ise vücudumuz bu işi yapmakta daha az zorlanacaktır. Normal bir yükle yürüyüşte bile, tek bir baton her adımda 5-8 kg yükü bacaklarımızdan alıp kollarımız aracılığıyla yere aktarabilir, böylece yürüyüş sırasında bacaklarımız, yürüyüşle geçen her saatte toplam 13 ton daha az yük taşımış olacaktır. Eğer yürüyüş yokuş aşağı ise bu miktar korkunç bir rakama; 34 tona kadar ulaşacaktır. Baton kullanımı sonucu bacaklarda oluşacak yorgunluğun ne kadar azaltılabileceğini, verdiğimiz rakamların çok iyi açıklayabildiklerini tahmin ediyoruz. Üstelik bu sonuçlar batonsuz yürüyüşte oluşacak denge bozulmalarını düzeltmek için harcanan enerji kayıpları hesaba katılmadan elde edilmiş olan sonuçlardır. Baton kullanımı hiç kuşkusuz dağcının daha az yorulması anlamına gelir. Ortalama dört saat çıkış ve üç saat iniş içeren hafif yüklü ve kısa bir günübirlik turda bile, bacaklarımızın 300 ton kadar daha az yük taşıması, dağcı için çok önemli bir enerji tasarufudur. Batonlar özellikle, nemli zeminlerde, derin karda, rüzgarlı arazide ve çarşaklı - taşlı ortamlarda kullanıldıklarında daha fazla faydalı olmaktadırlar.

Baton kullanmanın bir başka avantajı da kolları kalp seviyesinde tutarak kollardaki kan dolaşımını hızlandırmaları ve böylece kalbin kan dolaşımını sağlamak için gösterdiği çabayı kolaylaştırarak kalbin yükünü azaltmalarıdır. Sonuç olarak tek bir baton veya uzun bir tahta sopa bile hiç yoktan iyidir ve yürüyüş sırasında enerji tasarrufu dolayısıyla büyük rahatlık sağlayacaktır.

Batonların tutuldukları yerler ergonomik şekilli yapılır ve tutma yerlerinde bileğe geçirilebilen perlon bantları yerleştirilmiştir. Uzunluğu istediğiniz gibi ayarlanabilen bu bant, batonun elden çıkmamasını sağlar, ancak çoğu zaman yükün kollara dağılmasını sağlayarak kolların çabuk yorulmasına engel olur. Ancak kayalık zeminler ve dik inişlerde baton uçlarının takılma riski olduğu için bu bant bileğe takılmamalıdır. Batonların boyunun değiştirilebilir olmasının en büyük avantajı, eğimli yerlerde yan geçerken yamaç yönündeki batonu kısaltıp, yamaç aşağı tarafta bulunan batonu uzatarak kolların yorulmasını engellemesidir. Teloskobik batonların ikinci ve özellikle kaya tırmanışı içeren etaplarda gözlenen bir faydası da, batonun kısaltılarak sağa sola takılmasının önlenmesidir. Teleskobik batonlar 45 cm civarına kadar kısalabilme özellikleri sayesinde çantada rahatça taşınabilirler.

Teleskobik batonlar acil durumlarda sedye veya kırıkları sabitleyici destek olarak da kullanılabilirler. Doğada yapılacak bir barınakta veya çadır kurarken tente gerdirilmesi ve çadırın sabitlenmesi işleminde küçümsenmeyecek kadar faydalı olurlar. Batonlarla derin karda çadır sabitlerken dikkat edilmesi gereken nokta, batonların ters ( tutamak kısmından ) olarak kara saplanmasıdır. Aksi taktirde, kar sertleştiğinde baton çıkartılmaya çalışılırken palet kısmı çıkarak veya kırılarak karın içinde kaybolabilir. Batonların kullanılabileceği bir başka yer de, çığ altında kalanların aranması sırasında paletlerinin çıkartılarak kazazedenin yerinin, batonun kara saplanarak tespit edilebilmesidir. Bazı baton modelleri özellikle bu amaca uygun üretilmişlerdir ve birbirlerine eklenerek çığ sondası olarak kullanılabilirler.

Teleskobik batonların bakımları her faaliyet dönüşü yapılmalıdır. Dağdan ıslak dönen batonlar açılıp kurutulmalıdır. Eğer kurutma işlemi ihmal edilirse, pas ve aluminyum aşınması ile batonunuz kullanılmaz hale gelebilir. Kuruyan batonların plastik parçaları tek tek çıkarılıp metal yivler ince yağ ile ovularak temizlenir ve kurutulur. Baton tamamen kuruyuncaya kadar kapatılmamalıdır.

Kaynak: Tunç FINDIK
DEHİDRASYON
Dağda su içmenin önemi büyüktür. Şehirde günde 1.5-2 lt olan su kaybı dağda 4-4.5 lt' ye kadar çıkabilir (terleme,soluma ve idrar).Bu su yerine konamadığı zaman Dehidrasyon meydana gelir:

- Kan su miktarı azaldığından koyulaşır ve kalp bu koyu kanı pompalamak için fazladan güç sarfeder. Ciddi verim gücü düşüklüğü vardır.

- İdrar çok az sıklıkta ve koyu sarıdır.

- Kandaki zararlı maddeler atılamamaktadır.

- Suyu azalan deri hücreleri güneşten daha kolay etkilenmektedir.

- Kan kılcal damarlara daha zor gitmektedir.(Frozbit tehlikesi)

- Su ile birlikte giden mineraller vücut içi reaksiyonları geciktirir.

- Depresyon , vücut koordinasyonunda bozukluklar,şuur bulanıklığı dış belirtileridir.

- Dağda irtifa arttıkça havanın nemi azalır.Akciğer soluduğumuz havayı kullanabilmek için nemlendirir.Fakat nefes verdiğimizde bu su kaybedilir.Bu olgu dağda sıvı kaybını ciddi boyutlara ulaştırmaktadır.Üstelik susamama hissi de buna eklenmektedir.Kişi suya ihtiyacı olmadığını zannetmektedir. Dehidrasyondan korunmak için bol bol sıvı içiniz.İçtiğiniz sıvı ne çok sıcak ne de çok soğuk olmalı.(Ort. 50°C)Sabah çıkışa gitmeden önce en az bir lt sıcak sıvı içmiş olun.Dehidrasyona uğramış bir insana sık sık azar azar sıvı içirin.Sıvı mineral yönünden zengin olmalıdır.(Çok sıcak olmamalı ,çorba olabilir).Dışarı verdiğimiz suyla kaybettiğimiz mineralleri yerine koymalıyız.Bana bir şey olmaz demeyin.
HİPOTERMİ
Donma olarak bilinir. Vücut ısısındaki (Ort.37°C) genel düşmeler sonucu meydana gelir.Bunun sebebi çoğunlukla vücuttaki ısı üretiminin ısı kaybından daha az olmasıdır. Bir insanın vücut ısısı 35 °C nin altına düştüğünde hipotermiye girmiş kabul edilir. Bunu çok değişik sebepleri olabilir. Ama en belirgini soğuğa maruz kalmadır, ikiye ayrılır:


1. Hafif hipotermi
2. Ciddi hipotermi
Hafif Hipotermi
37°C - 35°C : Üşüme hissi titreme deride hissizlik başlar,kasların verimi düşer,kendi kendine söylenir.Böbreklere giden kan artar ve idrar artar.
35°C - 34°C : Kendini güçsüz hisseder ,yavaş yürümeye başlar.Belirgin koordinasyon eksikliği görülür.akıl karışır,saçmalar,kayıtsızlık başlar.
34°C - 32°C : Koordinasyon iyice azalır ,tek başına yürüyemez,ayakta durmakta güçlük çeker,sürekli tökezler , düşer.Ellerini kullanmakta zorlanır.düşünmesi ve konuşması yavaşlar,hafıza kaybı başlar.Hastanın üşüyen elleri ve ayakları acır fakat birşeylerin ters gittiğini reddeder.
Ciddi Hipotermi
32°C - 30°C : Titreme iyice azalır,durur , yürüyemez ,ayakta duramaz .Tutarsızdır ; soğuğa karşı korunmaya ihtiyaç görmez.
30°C - 28°C : Kasları sertleşmeye başlar ,yarı bilinçlidir.Kalp atışları ve solunum belirsizleşir,gözbebekleri genişler.
T < 28°C : Bilincini tamamiyle yitirir , 20°C' de kalbin durmasıyla ölür.

Fizyolojik açıdan bakılacak olduğunda, eğer vücuttan genel bir ısı kaybı meydana geliyorsa vücut yüzeyindeki sinirler yüzeydeki damarları bloke ederek kanı hayati olan iç organlara çeker.Genel olarak ısı -10 derecenin altına düştüğünde soğuktan dolayı bu sefer sinirler işlevini yitirir ve yüzeye giden kana izin verirler.Bu aşamada kişi kendini ısınmış zanneder ve titreme kaybolur.Yüzeye gelen kan kılcaldamarlar yoluyla havayla daha fazla temas edeceğinden aslında ısı kaybı daha fazla artmaktadır.Yüzeyde soğuyan kan iç organlara döndüğünde onların da ısısını çalar bu döngü bir yerde engellenmezse kişi komaya girip ölünceye kadar devam eder. Hipotermia gelişimi sırasında kalp önce hızlı atar fakat zamanla yavaşlar.Zamanla kalp vücuda yeteri kadar kan pompalayamamaya başlar.Böbrekler ise idrar oranını arttırır.Sebepleri böbreğe daha fazla kan gelmesi veya doğrudan soğuğa maruz kalmasıdır. Merkezi sinir sistemi de etkilenir.Yürürken tökezleme,düzgün konuşamama gibi örnekleri vardır.
Nasıl Önlenir?
Herşeyden önce dağcı enerji korunumunun önemini ve esasını çok iyi kavramış olmalıdır.

- Gereksiz giyimden kaçınılmalıdır.Bu fazla terlemeye dolayısıyla ısı kaybına yol açacaktır.Dağcı kat kat giyinir.Böylece terlemeden yürüyebileceği katmanı kolayca belirlemiş olur.Giysiler kan dolaşımını engelleyecek şekilde olmamalıdır.Çok bol olmaları da ısınızı dışarıya sızdırır ve ısınızın size dönmesi için gerekenden fazla hacim oluşturur.Yürüyüşe üşünerek başlanmalıdır.Yürüyüş sırasında sizi terleteceğinden şüphelendiğiniz parçaları çıkartın.Kampta ise iyi giyinin.Molalarda terinizi soğutmamak için hemen üzerinize birşeyler giyin.Her çıkıştan önce ıslanacak giysiler yerine kuru yedeklerini çantanıza koyun.

- Kartopu oynamayın, kara oturmayın.

- Vücut ısısının %70' i baş ve boyundan ,%10' u ise bileklerden kaybedilir.O halde buraları mümkün olduğunca korumakta fayda vardır.

- İyi yemek yiyin.Bol bol sıcak sıvı için.Çıkışlarda yanınıza en az 1.5 litre sıcak ve toplam 2.5 lt sıvı alın.Yatmadan önce tuvaletinizi mutlaka yapın.Yürüyüşe çıkmadan önce herkes en az 1 lt. sıcak sıvı içmiş olsun.Soğuk su kesinlikle içmeyin.

- Antrenman yapın! Kol antrenmanları vücut metabolizmasını geliştirip , direnci arttırmaktadır. Şehirde çok giyinmeyin.Gece çok kalın örtünmeyin.Çok sıcak su ile duş almayın.(Uzun vade hesapları)

- Gerekmedikçe çadırdan dışarı çıkmayın.

- Hipotermi her mevsim meydana gelebilir. DİKKAT !
Doğada enerjinizi korumak son derece önemlidir. Enerjimizi aldığımız besinlerden elde ederiz ve sırtımızda daha fazla yükle tırmanamadığımıza ya da yürüyemediğimize göre kısıtlı miktarda yiyeceğimiz vardır. Dolayısıyla da kısıtlı miktarda enerjimiz var demektir.
Dağda besinlerden elde ettiğimiz enerjiyi ısı kayıplarıyla gereksiz yere yitiririz. Isı vücutta dört yolla kaybedilir.
YÜKSEK İRTİFA HASTALIKLARI
Yüksek İrtifa Nedir ?
Yüksek irtifa 3 kategoride tanımlanabilir . Yüksek (2400-3600 m) , çok yüksek (3600-5500 m) ve ekstrem yüksek (5500 m+) . Bu yüksekliklere çıkıldığında kimin etkileneceğini önceden bilmek zordur . Yaş , cinsiyet , fiziksel kondisyon gibi belirgin faktörlerin yüksek irtifaya hassasiyet ile ilgisi yoktur . Bazıları yakalanabilir , bazıları yakalanmaz . Pek çok insan 2400 m' ye pek bir problemle karşılaşmadan çıkabilmektedir . Eğer daha önce yüksek irtifada bulunmamışsanız dikkatli olmalısınız . Daha önce hiç bir problemle karşılaşmadıysanız , aynı yüksekliklerde yine problemle karşılaşmazsınız.
Yüksek İrtifa Hastalığının Nedenleri
Deniz seviyesindeki oksijen yoğunluğu %21 ve barometrik basınç 760 mm-Hg' dır . Yükseklik arttıkça yoğunluk aynı kalır . Fakat her nefesteki oksijen moleküllerinin sayısı azalır . 3600 metrede barometrik basın. 483 mm-Hg' dır ve bu nedenle nefeste %40 daha az oksijen molekülü bulunur . Vücudun tam olarak oksijenlenmesi için nefes alma sıklığı dinlenmede bile artar . Bu exstra nefes almalar kandaki oksijen miktarını arttırırlar . Aktivite için gerekli olan oksijen miktarı aynı olduğundan , vücut daha az oksijen ile yaşamaya ayarlanmalıdır . Ayarlanmaz ise çok ciddi ve yaşamı tehdit eden hastalıklara neden olur .
Aklimatizasyon
Yüksek irtifa hastalığının en önemli nedeni yükseklere hızlı çıkmaktır . Zaman verildiğinde , vücudumuz oksijen moleküllerindeki azalmaya uyum sağlar . Bu ''aklimatizasyon'' olarak tanımlanmaktadır ve genellikle 1-3 gün alır . Örneğin 3000 metreye çıkar burada bir kaç gün geçirirseniz vücudunuz bu yüksekliğe uyum sağlamış olur . Ancak 3600 metreye çıktığınızda tekrar aklimatize olmalısınız .

Aklimatizasyon sürecinde vücutta bazı değişiklikler olmaktadır:

1-Nefes alma derinliği artar.

2-Akciğer arterlerindeki basınç artar , deniz seviyesinde kullanılmayan akciğer bölümleri de kullanılmaya başlanır .

3-Vücut oksijen taşıması için daha çok kan hücresi yapar .

4-Vücut oksijenin hemoglobinden (oksijen taşıyıcısı) ayrılarak dokulara yayılması için gerekli özel bir enzim üretir . Aklimatizasyon olayını ; yeterli sıvı alınmaması , aşırı efor , alkol , sakinleştiriciler ve uyku hapları önler veya geciktirir .

Aklimatizasyon için uyulması gerekli kurallar vardır . Bunlar:

1-Yüksek irtifaya araba ile çıkmayınız . 3000 metreden başlayarak yürüyünüz .

2-Eğer 3000 metrenin üzerine çıkıyorsanız , her gün sadece 300 metre yükseliniz ve her 900 metre için bir gün dinleniniz.

3-Yükseğe tırmanın ve alçakta uyuyun . Bu en çok uygulanan yöntemdir .

4-Eğer yüksek irtifa hastalığı belirtileri gösteriyorsanız , bu belirtiler azalmadan daha yükseğe çıkmayınız .

5-Belirtiler artıyorsa aşağı ve daha aşağıya inin .

6-İnsanların farklı oranlarda aklimatize olduklarını unutmayın ve ekbinizin tam olarak aklimatize olduğundan emin olmadan daha yükseğe çıkmayın .

7-Sıvı alımının çok önemli olduğunu unutmayın . Yeterli sıvı alınmaması aklimatizasyonu önler ve geciktirir . Günde en azında 4.5 lt sıvı alınmalıdır . Koyu renkli idrar yeterli sıvı alınmadığının göstergesidir .

8-Yüksek irtifa ile ilk tanışmanızda kendinizi fazla zorlamayın . Gün içinde hafif aktivitede bulunmak , uymaktan iyidir . Zira uykuda nefes alınımı azalır ve belirtileri artar . Sigara , alkol , sakinleştirici ve uyku verici ilaçlardan uzak durunuz . Bunlar solunumu azaltarak içinde bulunduğunuz durumu daha da kötüleştirir .

9-Yüksek oranda karbonhidrat ile beslenin . Yüksek irtifada enerjinin %70 'I karbonhidratlardan sağlanır .
AKUT DAĞ HASTALIĞI (ADH)
A-Hafif ADH

Akut Dağ Hastalığı yüksek irtifada sık karşılaşılan bir durumdur . 300 metrenin üzerine hafif ADH %75 oranında görülür . ADH 'nin oluşması yüksekliğe , yükselme oranına ve kişiye ait özelliklere bağlıdır . Pek çok kişi hafif ADH'yi aklimatizasyon sürecinde yaşamaktadır .

Belirtiler yüksekliğe vardıktan 12-24 saat sonra başlar ve 3.gün hızla düşer . Hafif ADH 'nin belirtileri ;baş ağrısı , baş dönmesi , yorgunluk , yüzeyel solunum , iştahsızlık , bulantı , uyku bozukluğu ve genel keyifsizlik halidir . Bu belirtiler gece solunum hızı azaldığından daha kötüleşir . Hafif ADH normal olarak 2-4 gün içinde aklimatize olunduğunda geçer .

Hafif ADH'nin tedavisi aklimatize olmak veya aşağıya inmektir . Baş ağrısı ağrı kesicilerle tedavi edilebilmektedir . Ancak baş ağrısı , vücudun aklimatize olmaya ihtiyacı olduğunu gösteren bir uyarıdır ve unutulmaması gereken belirtileri azaltmak problemi çözmemektir .

B-Orta ADH

Belirtileri;şiddetli baş ağrısı , bulantı , kusma , artmış halsizlik , yüzeyel solunum ve koordinasyon bozukluğudur . Bu durumda aşağıya inmek gerekmektedir . 70-100 m alçalmak bile fayda sağlar , ancak 300-600 m aşağıya inildiğinde kesin iyileşme görülecektir . Kişi bu düşük yükseklikte tutulmalıdır ve ancak belirtiler ortadan kaktıktan sonra tekrar yükselmeye başlıyabilir .

Orta ADH 'nin olduğunu gösteren en iyi test , kişinin bir ayağının topuğunu diğer ayağının baş kısmına değdirerek düz bir çizgi boyunca yürümesidir . Koordinasyon bozukluğu olan kişi bunu başaramayacaktır . Böyle bir bulgu , derhal aşağıya indirilmesi gerektiğinin en önemli göstergesidir . Aşağıya indirilmediği takdirde koodinasyon bozukluğu kişinin kendi başına yürüyemiyeceği noktalara ulaşır .

C-İleri ADH

Yukarıda sözü edilen belirtiler şiddetlenmiştir . İleri ADH derhal 600-1200 m aşağıya inmeyi gerektirir . İler ADH'nin iki formu vardır . Bu iki form , tam olarak aklimatize olanlarda nadir olmakla beraber görülebilir .

Genellikle çok yükseğe çok hızlı çıkan ve o yükseklikte kalanlarda görülür . Oksijen azlığı , akciğer ve beyin damarlarından sıvı salınımı ile sonuçlanır .

a) Yüksek İrtifa Akciğer Ödemi

Akciğerlerde sıvı toplanır . Bu ödem yeterli oksijen değiş tokuşunu önler ve daha ileri durumlarda kandaki oksijen miktarı iyice azalır . Bu durum , siyanoza , beyin fonksiyonlarının bozulmasına ve sonrada ölüme neden olur . İleri ADH belirtilerine ilave olarak , göğüste sıkışma , geceleri boğulma hissi , sürekli öksürük ve öksürük ile mukuslu ve kanlı balgam gelir . Derhal 600-1200 m aşağıya indirilmeli ve tibbi tedavi yapılmalıdır .

b) Yüksek İrtifa Beyin Ödemi

Belirtileri şiddetli baş ağrısı , koordinasyon bozukluğu , hafıza kaybı , halüsinasyon ve psikotik davranıştır . Komaya doğru olay seyrini sürdürür . Genellikle yüksek irtifaya çıkıldıktan bir hafta sonra oluşur . Süratle 600-1200 m aşağıya indirilmediği ve gerekli tıbbi tedavi yapılmadığı takdirde ölümle sonuçlanır .
GAMOWBAG
Bu zekice buluş yüksek irtifa hastalıklarının tedavisinde bir devrim olmuştur . Gamow Bag basitçe , birleştirilmiş büyük bir torba ile pompadan oluşur . Dağcı Gamow Bag içerisine yerleştirilerek , torba pompalanmaya devam edildiğinde , oksijen molekülleri konsantrasyonu artar . Böylece alçak irtifa ortamı yaratılmış olur . 10 dakika içerisinde 915-1525 metredeki atmosfer şartları oluşur . Gamow Bag içerisinde 1-2 saat geçirildiğinde , dağcının vücut kimyası alçak irtifadaki durumuna döner . Bu durum alçak irtifaya inebilmek için 12 saatlik bir süre sağlar . Gamow Bag 30 kg ağırlığındadır ve bugünlerde yüksek irtifa ekspedisyonlarında bulundurulmaktadır .
EN YÜKSEK DAĞLAR
Everest 8848 Nepal/Tibet
Edmund Hillary Tenzing Norgay 1953

K2 8611 Pakistan/Çin
Achille Compagnoni
Lino Lacedelli 1954

Kangchenjunga 8586 Hindistan/Nepal
George Band
Joe Brown
Tony Streather
Norman Hardie 1955

Lhotse 8516 Nepal/Tibet
Fritz Luchsinger
Ernest Reiss 1956

Makalu 8463 Nepal/Tibet
Jean Couzy
Lionel Terray
Jean Franco
Guido Magnone
Jean Bouvier
Serge Coupé
Pierre Leroux
André Vialatte
Gyalzen Norbu 1955

Cho Oyu 8201 Nepal/Tibet
Herbert Tichy
Sepp Jöchler
Pasang Dawa Lama 1954

Dhaulagiri 8167 Nepal
Kurt Dimberger
Peter Diener
Ernest Forrer
Albin Scelbert
Michel Vaucher
Hugo Weber
Nawang Dorje
Nyama Dorje 1960

Manaslu 8163 Nepal
Toshio Imanishi
Kiishiro Kato
Minoru Higeta
Gyalazen Norbu 1956

Nanga Parbat 8125 Pakistan
Hermann Buhl 1953

Annapurna 8091 Nepal
Maurice Herzog
Louis Lachenal 1950

Gasherbrum I 8068 Pakistan/Çin
Anderw Kauffmann
Pete Schoening 1958

Broad Peak 8047 Pakistan/Çin
Kurt Diemberger
Hermann Buhl
Markus Schmock
Fritz Wintersteller 1957

Shisha Pangma 8046 Tibet Tibet/Çin'den 10'lu bir tırmanıcı grubu 1964

Gasherbrum II 8035 Pakistan/Çin
Sepp Larch
Fritz Moravel
Hans Willenpart 1956
KITALARIN EN YÜKSEK DAĞLARI ( 7 ZİRVE )
Everest 8848 Nepal/Tibet (Asya)
Edmund Hillary Tenzing Norgay 1953

Aconcagua 6959 Arjantin (Güney Amerika) Mathias Zurbriggen 1897

McKinley 6194 Alaska (Kuzey Amerika)
Harry Karstens
Robert Tatum
Walter Harper 1913

Kilimanjaro 5895 Tanzanya (Afrika)
Hans Meyer
Ludwig Purtscheller 1889

Elbrus 5633 Rusya (Avrupa)
Akia Sottaev
Douglas Freshfield 1868

Vinson 4897 Antartika (Antartika)
Nick Clinch 1966

Puncak Jaya 4884 Avustralya
Heinrich Harrer 1962
ÜLKEMİZDEKİ BAŞLICA DAĞLAR
1. Büyük Ağrı Dağı (Ağrı) 5165 m.
2. Cilo Dağı (Reşko Tepesi) (Hakkari) 4135 m.
3. Süphan Dağı (Bitlis) 4058 m.
4. Kaçkar Dağı (Rize) 3971 m.
5. Erciyes Dağı (Kayseri) 3917 m.
6. Küçük Ağrı Dağı (Ağrı) 3896 m.
7. Aladağlar (Demirkazık) (Niğde) 3756 m.
8. Verçenik Dağı (Üçdoruk) (Rize) 3709 m.
9. Başet Dağı (Ağrı) 3684 m.
10. Tendürek Dağı (Ağrı) 3660 m.
11. Bitlis Dağı (Bitlis) 3634 m.
12. Keşiş Dağı (Erzincan) 3549 m.
13. Bolkar Dağı (Medetsiz) (İçel) 3524 m.
14. Murat Dağı (Van) 3510 m.
15. Karçal Dağı (Artvin) 3415 m.
16. Mengene Dağı (Van) 3412 m.
17. Mescit Dağı (Erzurum) 3239 m.
18. Yalnızçam Dağı (Artvin) 3202 m.
19. Kısırdağ (Kars) 3197 m.
20. Bingöl Dağı (Bingöl) 3194 m.
odakoutdoor Dağcılık ve Doğa Sporları Gazipaşa Mh.Yavuz Selim Bulvarı No: 40 / A TRABZON
Telefon: 462 323 26 66 Faks: 462 323 26 76
GSM: 505 391 61 25 
www.odakoutdoor.com
destek@odakoutdoor.com



Bu site, IdeaSoft® Akıllı E-ticaret Sistemi ile hazırlanmıştır.